Her tarafta vardır böyle öyküler, başarılı insanların öyküleri, çalışkanlığın ya da zekânın öyküleri…
Önceki iletimde de belirtmiştim, Dr. Frank Vertosick’in “Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün” isimli kitabını sipariş etmiştim KültürTV’den. Bu dönemde okumak istememi kendimce geçerli nedenleri var, gaza gelmek ve yaptığım seçimin doğru olduğuna kendimi inandırmak. Hâlâ sık sık acaba hukuk okumak için TM’ye geçerek doğru bir şey mi yaptım diye kendime sorduğum oluyor. Bu sorgulamalarım yeniden sayısala dönüş hedefinde değil de, “Acaba hukuk yerine başka bir şey mi okumalıyım?” ekseninde oluyor daha çok. Psikoloji aklımı çeliyor örneğin kimi zaman, sonra bir psikologla düzenli olarak görüşmeyi ne kadar çok istediğimi hatırlıyorum ve bu fikri, tatmin edemediğim isteğimle ilişkilendirip geçiştiriyorum.
Neyse, kitap gayet güzeldi. İki gün içinde yaladım yuttum adeta, bir beyin ve sinir cerrahının (neurosurgery) asistanlıktan, eğitiminin sonuna kadar başından geçen olayları bir de onun gözünden okumak çok farklı bir deneyimdi. Bir gece küçük bir bebeği hayatta tutmak uğruna, verdiği ilaçların yan etkisi olarak, parmaklarından başlayarak yayılan morarmayı izlemek; Azrail’le, bir çocuğun parmaklarını verip hayatına ekleterek yaptığı bir pazarlık … Başka bir gece kendi hatası yüzünden ölen, ve ameliyata girmese bile uzunca bir süre yaşama ihtimâli olan bir hastanın verdiği vicdan azabıyla ağlamak… Kitabı okuduktan sonra bir tıp öğrencisinin eğitimi sırasında çektiklerine ve meslek hayatındaki zorluklarına daha fazla saygı duymaya başlıyorsunuz.
Kitabın dili de gayet yalındı, zaman zaman Latince tıbbî terimler beyninizi sulandırsa da, başka yerlerde kolay kolay öğrenemeyeceğiniz, özellikle beynin yapısıyla bir çok inanılmaz detayı öğrenmek, kitabın keyfini katmerliyor. Bu keyfi yakalamak için tıpla herhangi bir ilginizin olmasını gerektirecek bir dile de sahip değil tabii ki. Zaten TÜBİTAK’ın “Popüler Bilim Kitapları” serisinden çıkmış kitap. Anlattığım kadarıyla ilgisini çekenlere kaçırmamalarını tavsiye ederim.
Gelecekteki ben’e not: Eğer bir gün “ilham alınacak” birisi olursan, insanları kendinden mahrum bırakma.