Bu eğitim-öğretim yılımın ilk sınavına perşembe günü gireceğim. Dersane de takip eden pazartesi başlayacak. İlginç bir sene olacak bu sene, çevremdekilerin aksine başka bir deyişle sınavın çabuk gelmesini ve lisenin bitmesini istiyorum. Şimdiye kadar içimde kalan çok şey oldu, abime baktığımda, üniversite yıllarında ya da sonrasında insanın içinde kalanları gerçekleştirme imkânı olduğunu görür gibiyim. Muhtemelen üç dört sene sonra bu düşündüklerim aklıma gelecek ve ne boş hayallermiş diyeceğim. Belki de abimin yaptıkları da, yapmak istediklerinin yanında hiçbir şey değildir. Bilemiyorum.
Yazının başlığı da “Sınav Güncesi” olayını bırakmak istememden. Bundan sonra rastgele konularda rastgele başlıklarla yazacağım kendi kendime.
Şöyle bir bakınca da içimde kalan pek çok şeyin, yatılı okul yüzünden kaldığını görüyorum. Babam da liseyi yatılı okuduğu için – hem de 13 yaşında başlamış liseye – tercih yapacağım zaman: “Zor gelebilir, bence gitme.” demişti. Ama OKS’den aldığım puan beni fen lisesine (Turgutlu Halil Kale Fen Lisesi) sokabiliyordu, ve bu çağın bir çocuğu olarak her zaman daha fazlasını istemeye programlanmıştım.
Gelecekteki ben’e (burada bana olarak yazamadım, içime sinmedi) not: Çocuğuma “Daha fazlası her zaman iyidir.” gibi bir değer vermeyeceğim. Ve kendi kendini böyle bir eğerle donatmasını engellemeye çalışacağım, çünkü bu değeri bana veren de babam olmadı.