Bir Ramazan daha geldi, hızla akıp geçiyor. Ramazan, özellikle de oruç konusunda bir şeyler yazmak istiyorum ama hiç hâlim yok bugünlerde. Ağustos 18′den beri dershaneye gidiyorum. Aslında ders 8.10 – 13.00 arası, ama Güzelbahçe’de oturuyorsanız, hiç oyalanmadan gidip geldiğiniz durumda bile, sabah 6.30′da evden çıkmanız gerekiyor ve ancak 14.30 gibi dönebiliyorsunuz.
Ya erken kalkmaktan, ya temponun yoruculuğundan ya da açlıktan; eve geldikten sonra kendime gelmek için en az iki saat uyumam gerekiyor. Hiçbir şeyi adam akıllı yapamaz oldum. Uzunca bir süre ne kitap okuyabiliyorum, ne gitar çalabiliyorum ne de ders çalışabiliyorum. İnternetten takip ettiğim yazarları okuyup, Bianet ve NTVMSNBC’ye de uğradıktan sonra bilgisayarı kapatıyorum çoğu zaman. (Bunları da düşünerek bakınca, sabah dershane – öğlen ev şeklinde gelişen “commuter” hayatım, git gide rutin bir hâl alıyor. Bu durumu da korkuyla izliyorum, bir sene boyunca buna katlanmak çok kolay olmayacak. Hele hayatınızda en çok korktuğunuz şeylerden biri buysa…)
Oysa Thomas Meyer’ın “Sosyal Demokrasinin Geleceği” isimli incelemesini tekrar okuyacaktım, biraz daha derinlemesine okuyacak ve kafa yoracaktım bu defa. O da çok yavaş ilerliyor zihnimi toparlayamadığım için. Çeviri de çok başarılı sayılmaz (yine de çevrilmiş olmasına sevinmek lâzım Türkiye’de). İyisi mi yarın NTV Tarih alayım, üç beş gün sonra da onu bitirip Atlas aldım okudum derken zaman geçer.
Hiç değilse bloga bir uğrayayım, bir şeyler yazayım belki önümüzdeki günlerde beni gaza getirir diye umarak, ders çalışmaya gidiyorum.