Arşiv 'Sinema'Kategori

Sevgili Wendy (Dear Wendy)

Mayıs 28, 2009

Hitler, Avrupa’nın o dönemdeki “ezilen” milleti Almanlara bir kimlik verdi; ve Almanlar milyonları katletti. Bu hep böyledir, bir insana kendini savunması için güç verirseniz; bu gücü kullanması için saldırıya uğraması gerekmez, kendisini “saldırıya uğramış” hissetmesi yeterlidir. Dear Wendy, yaşadıkları bölgede fazla ciddiye alınmayan pasifist bir gencin eline aldığı oyuncak bir silah ile, silah taşımanın verdiği “gücü” tanımasının ardından yaşananları anlatıyor.Dear Wendy Teaser

Hikaye Electrick Park adındaki bir maden kasabasında geçiyor. Bu kasabada bir maden işçisi, normal karşılanan ve ortalamalarda yaşayan bir insan olarak kabul görürken; madende çalışmayanlar kasabanın “iyi aile tablosuna” alınmıyorlar. Biz de Dicky‘yle (Jamie Bell) tam olarak bu ayrımda tanışıyoruz. Bir süredir babasının zoruyla madene indirilen Dicky, evlerinin hizmetlisi Clarabelle (Novella Nelson) ile beraber babasının isteğine karşı direnmektedir. Kasabanın “normal” insanlarının aksine o, kitap okumayı seven, yaratıcı ve Clarabelle’in deyimiyle madende çalışamayacak kadar çelimsiz bir çocuktur.

Sonunda babası pes eder. Dick babasına karşı verdiği pasifist mücadelesini kazanmıştır. Artık istediği gibi bir hayat sürebileceğini düşünürken, bu defa karşısına hayatına, kaderini çok derinden etkileyecek bir şekilde Clarabelle’in istekleri hüküm sürmeye başlar. Sonunda, Clarabelle’in isteğiyle ve uğraşıyla bir markette işe girmek zorunda kalır. Patronu sürekli kendisini soyacak silahlı çeteler olduğunu düşünen bir paranoyaktır. Aynı zamanda çalıştığı yerde “garip” bir çocuk vardır, Freddie (Michale Angarano).

Bu sıkıcı rutinde hayatına devam eden Dick, bir gün yine Clarabelle’in isteğiyle “sinir bozucu bir çocuk” olan Sebastian‘ın doğum gününe gitmek zorunda kalır. Gitmeden önce bir hediye alması gereklidir. Bunun için “dükkan gibi garip kokan” bir kızın – Susan- kasiyerliğini yaptığı bir hediye dükkanına girer, ve orada Wendy’yle tanışır. Artık hayatı tamamen değişecektir, kendine güveni artar, hatta kasabadaki tüm “ezilenlere” bu güvenden aşılayarak bir değişiklik yaratabileceğini düşünür ve bunun için mücadele etmeye başlar; taa ki, kendini tehlikede hissedene kadar.

Pasifizmi seçmiş ve genç bir insanın, daha da önemlisi toplum tarafından ciddiye alınmayan bir insanın gücü elde etmesiyle; kendi doğrularını yaşatmak ve geç de olsa elde ettiği özsaygısını korumak için pasifizmden ne kadar da uzaklaşabileceğini gözler önüne seren bu film, yapıldığı zaman ciddi eleştiriler almış olsa da, fazla bir şey beklemeden izlenebilecek bir film.

Oyunculuklar fena değil. Senaryodan fazla bir şey beklememek lazım, zira hikaye de senariste fazla bir şey vaad etmiyor. IMDB puanı biraz fazla diye düşünüyorum. Benden 5/10 alıyor.